
İslam dininde zulüm en büyük günahlardan biri olarak kabul edilmiştir. İnsanlara haksızlık yapmak, hak yemek, güçsüzü ezmek, adaletten uzaklaşmak ve Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemek zulüm kapsamına girer. Tarih boyunca zalimler hep var olmuş, masum insanlara eziyet etmiş ve dünyayı karanlığa sürüklemeye çalışmıştır. Ancak Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde açıkça belirtilmiştir ki; zulüm ile abad olunmaz ve zalimlerin sonu mutlaka hüsrandır.
Bu makalemizde “zalim nedir?”, “zalime karşı nasıl davranmalıyız?”, “zalimlerin sonu ne olur?”, “Allah zalimlere ne yapar?” gibi önemli sorulara İslami açıdan cevap vereceğiz. Ayrıca zulmün bireysel ve toplumsal zararlarını detaylı şekilde ele alacağız.
Zalim kelimesi Arapça kökenlidir ve “zulmeden”, “haksızlık yapan”, “bir şeyi yerli yerine koymayan” anlamına gelir. İslam’a göre zalim; insanların haklarını gasp eden, adaletsizlik yapan, güçsüzü ezen, kul hakkına giren ve Allah’ın emirlerini çiğneyen kişidir.
Kur’an-ı Kerim’de zulüm çok farklı şekillerde anlatılmıştır. Bir insanın kendisine günah işleyerek zarar vermesi bile bir çeşit zulümdür. Bunun yanında insanlara eziyet etmek, iftira atmak, yetim malı yemek, insanları küçümsemek, baskı kurmak ve adaletsiz davranmak da zulüm kapsamındadır.
Bu ayet açıkça göstermektedir ki Allah’ın rahmetinden uzak kalmanın en önemli sebeplerinden biri zulümdür. Çünkü Allah adalet sahibidir ve kullarına zulmedilmesini istemez.
İnsanın Allah’ın emirlerini inkâr etmesi, şirk koşması ve O’na isyan etmesi en büyük zulümdür. Kur’an’da Lokman Aleyhisselam oğluna şöyle nasihat eder:
Allah’a karşı yapılan zulüm kişinin kendi ahiretini mahvetmesine neden olur.
İnsanların haklarını yemek, haksız yere mal almak, iftira atmak, dedikodu yapmak, baskı kurmak, işçiye hakkını vermemek ve insanları ezmek bu gruba girer.
Bir kişinin gözyaşına sebep olmak, mazlumun ahını almak İslam’da çok ağır sonuçları olan davranışlardır.
İnsan günah işlediğinde aslında kendi nefsine zulmetmiş olur. Haramlar insanın kalbini karartır, ruhunu yorar ve ahiretini tehlikeye atar.
İslam dini zulme boyun eğmeyi değil, adaleti savunmayı emreder. Müslüman haksızlığın karşısında sessiz kalmamalıdır. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
Bu hadis bizlere zulüm karşısında duyarsız kalmamamız gerektiğini öğretmektedir.
Zulme uğrayan kişi sabırlı olmalı ve Allah’a sığınmalıdır. Sabır, mazlumun en büyük silahlarından biridir. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
Mazlumun duası Allah katında çok değerlidir. Hadislerde mazlumun duası ile Allah arasında perde olmadığı bildirilmiştir.
Bu nedenle zalim kişi bir gün mutlaka yaptıklarının karşılığını görecektir.
Müslüman adaletli olmalıdır. Yakınları bile haksız olsa doğruyu söylemekten vazgeçmemelidir.
İslam’da adalet toplumun temelidir. Adalet olmayan yerde huzur kalmaz.

Zalim
Kur’an-ı Kerim’de birçok kavmin zulümleri sebebiyle helak edildiği anlatılır. Firavun, Nemrut ve diğer zalim hükümdarlar güçlerine güvenmiş ancak sonunda Allah’ın azabından kurtulamamışlardır.
Zalimlerin dünyada güçlü görünmesi insanları aldatmamalıdır. Çünkü Allah zalimlere süre verebilir fakat asla onları unutmaz.
Zalim kişi bazen dünyada da cezasını çeker. Huzursuzluk, korku, vicdan azabı ve insanların nefretini kazanmak dünyadaki cezaların bir kısmıdır. Ahirette ise çok daha ağır hesap vardır.
Allah adalet sahibidir. Hiç kimsenin hakkını yerde bırakmaz. Zalim kişi tövbe etmeden ölürse ahirette büyük azapla karşılaşacaktır.
Kur’an’da zalimlerin karanlıklar içinde kalacağı, pişmanlık yaşayacağı ve cehennem azabına uğrayacağı bildirilmektedir.
Bu ayet zalimlerin ahirette yalnız kalacağını göstermektedir. Dünya hayatında güçlü görünen insanlar orada çaresiz olacaktır.
Zulüm sadece bireyi değil toplumu da çürütür. Adaletin olmadığı toplumlarda güven kalmaz. İnsanlar birbirine düşman olur, huzur kaybolur.
Bir toplumda hak edenin hakkı verilmezse, fakir ezilir, güçlü haksızlık yaparsa o toplum zamanla çöker. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Mazlum kişi bazen güçsüz görünür fakat Allah’ın yardımı onunladır. Zulme uğrayan bir insanın gözyaşı Allah katında değerlidir.
Bu nedenle Müslüman mazlumun yanında olmalı, zalimin karşısında durmalıdır.
Kul hakkı İslam’da çok önemlidir. İnsanların kalbini kırmamak, hakkını yememek gerekir.
Aile içinde, iş hayatında ve sosyal ilişkilerde adaletli olmak gerekir.
Merhamet insanı zulümden uzaklaştırır. Kalbi merhametle dolu olan kişi başkasına haksızlık yapamaz.
Tüm peygamberler zalimlerle mücadele etmiştir. Hz. Musa Firavun’a karşı durmuş, Hz. İbrahim Nemrut’un zulmüne karşı mücadele etmiş, Peygamber Efendimiz (sav) Mekke müşriklerinin baskılarına sabırla karşılık vermiştir.
Bu örnekler Müslümanlara büyük dersler vermektedir. Hakkı savunmak peygamberlerin yoludur.
Ancak tüm bu özellikler insanı Allah’ın rahmetinden uzaklaştırır.
Atalarımızın söylediği “Zulüm ile abad olanın sonu berbat olur” sözü çok anlamlıdır. Tarih boyunca zulümle büyüyen hiçbir güç sonsuza kadar ayakta kalmamıştır.
Allah adalet sahibidir ve adalet er ya da geç mutlaka gerçekleşir.
Cehennem Allah’ın adaletinin tecelli edeceği yerdir. Dünyada mazlumların hakkını yiyen, insanların canını yakan, haksızlık yapan kişiler orada yaptıklarının hesabını verecektir.
İslam’da cehennem korkusu insanı kötülüklerden uzaklaştırmak için önemli bir uyarıdır.
Müslüman zalim olmaktan korkmalı, insanlara karşı merhametli davranmalı ve adaletli yaşamaya çalışmalıdır.
Zulüm İslam’da en büyük kötülüklerden biridir. Zalim kişi dünyada güçlü görünse bile Allah’ın adaletinden kaçamaz. Kur’an ve hadisler zalimlerin sonunun hüsran olduğunu açıkça bildirmektedir.
Müslüman adaleti savunmalı, mazlumun yanında olmalı ve zulümden uzak durmalıdır. Çünkü Allah adalet sahibidir ve hiçbir haksızlığı karşılıksız bırakmaz.
Rabbimiz bizleri zalimlerden değil, adaletli kullarından eylesin. Kalplerimize merhamet, hayatımıza adalet nasip etsin.